Hz.HÜSEYİNİN ASHABINI SON İMTİHANI(Andolsun Allah’a, senden ayrılmayacak, senin yolunda öldürülünceye kadar bu canlarımızla seni koruyacak ve senin gibi şehid olacağız

12 KASIM 1

Akşam gelip çattı. Hüseyn (a) ashabını topladı, Allah’a hamdü sena ettikten sonra onlara hitaben buyurdu:
“Ben kendi ashabım kadar salih bir ashab ve kendi ehl-i beyt’im kadar iyi ve üstün bir ehl-i beyt tanımıyorum. Allah hepinize hayırlı mükafat versin. Şimdi gecedir ve karanlığı sizi çevrelemiştir. Siz de onu yürüyen bir deve edinip (gecenin karanlığından yararlanıp) her biriniz ehl-i beytimden birinin elini tutup gecenin bu karanlığında dağılın ve beni bu orduyla yalnız bırakın. Çünkü bunlar benden başkasını istemiyorlar.” Hüseyn’in (a) kardeşleri, oğulları, Abdullah ve Cafer’in oğulları, neden seni yalnız bırakıp gidelim dediler, yoksa senden sonra yaşamak için mi? Allah o günü bize nasib etmesin asla. Bu sözü önce Abbas b. Ali (a) dedi ve diğerleri de onu izlediler. Hüseyn(a),Akil’in oğullarına bakıp buyurdu: “Müslim’in şehid olması sizin için yeterlidir; ben size izin verdim, gidin.” Başka bir tarikle gelen rivayette de şöyle belirtilmiştir:

Bu arada Hüseyn’in (a) kardeşleri ve ehl-i beyti söze başlayıp dediler.”Ey Peygamberin evladı, o zaman halk bize ne der ve bizim cevabımız ne olur? Efendimizi, büyüğümüzü ve kendi Peygamberiimizin evladını yalnız bıraktık, düşmana bir ok dahi atmadık, ele mızrak alıp savaşmadık ve bir kılıç bile savurmadık mı diyelim? Hayır, andolsun Allah’a, senden ayrılmayacak, senin yolunda öldürülünceye kadar bu canlarımızla seni koruyacak ve senin gibi şehid olacağız. Allah senden sonra yaşamayı haram etsinbize!”

Müslim b. Avsece kalkıp dedi:”Ey Peygamberin evladı, etrafını saran bunca düşman arasında seni bırakıp gidelim mi? Hayır, andolsun Allah’a bunun imkanı yok, senden sonra yaşamayı Allah nasip eylemesin bize! Ben savaşacağım; mızrağımı düşmanın göğsünde kırıncaya ve elimdeki kılıcımı onlara indirinceye kadar. Savaşmak için hiç birsilahım olmasa dahi taş alıp savaşacağım ve seninle birlikte ölmedikçe senden ayrılmayacağım.”

Said b. Abdullah-i Hanefi konuşmaya başladı: “Ey Peygamberin evladı, biz seni asla yalnız bırakmayız. Muhammed (s) Peygamberin senin hakkındaki vasiyetine uyduğumuzu Allah’a da göstermeliyiz. Eğer bilsem senin yolunda ve yeniden dirileceğim ve bu defa da diri diri yakılacağım, yetmiş kere de bu tekrarlanacak olsa, kendi ölümümü senden önce görmedikçe senden ayrılmam. Nasıl senin yolunda can vermem, oysa ki ölüm birden fazla değildir ve ondan sonra ise ebedi izzet ve saadete kavuşmuş olacağım.”

Ondan sonra Züheyr b. Kayn yerinden kalkıp dedi: “Ey Peygamberin evladı, andolsun Allah’a ki senin, kardeşlerinin, evlatlarının ve ehl-i beytinin sağ kalabilmesi için bin kez öldürülmeye razıyım!” Ondan sonra da Hüseyn’in (a) ashabından bir grubu aynı mazmunda sözler söyledi ve eklediler: “Bizim canlarımız sana feda olsun, biz seni kendi el ve yüzlerimizle koruyacağız. Eğer bu yolda öldürülürsek, Allah’In bize vermiş olduğu vazifeyi yerine getirmiş olacağız.”

Aynı gece Muhammed b. Beşir-i Hazremi’ye “Oğlun Rey sınırında esir düşmüştür” haberi verilince “Onu Allah’a bırakıyorum. Andolsun canıma, ben yaşadıkça oğlumun esir düşmesine razı olmazdım.” dedi.

Hüseyn (a) onun bu sözünü duyunca “Allah seni bağışlasın. Senden biatımı kaldırdım ben, (git) oğlunu kurtarmaya çalış” buyurdu. Muhammed b. Beşir “Yırtıcı hayvanlar diri diri yesinler beni, eğer senden ayrılırsam!” dedi.

Hüseyn (a) ve ashabı o geceyi yalvarıpyakararak, dua zemzemesiyle geçirdiler. Bazıları rüku, bazıları secde ve diğer bazıları da ayakta ibadet ettiler. O gece Ömer b. Sa’d’ın ordusundan otuz iki kişi Hüseyn’in (a) ordusuna katıldı. Hüseyn’in (a) namazı ve kemal sıfatlarıyla ilgili seciyesi her zaman öyleydi.

 

Author: Erzurumname

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir