Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...Hava durumu güncelleniyor...
HESABIM
Üye Ol

SABIR ve TAHAMMÜLÜN ÇEŞİTLERİ

SABIR ve TAHAMMÜLÜN ÇEŞİTLERİ

Sabır dört çeşittir: Biri, İtaatte sabırdır. Biri, kötülükleri terketmekte sabırdır. Bir diğeri, dünyanın lüzumuz uğraşlarından sabırdır. Öbürü de, şiddet ve belâlara karşı sabırdır. İşte, bu dört yerden sabrın acılığına ta­hammül eden kişi pekçok faydalar kazanır ki, onlar da: itaat, lâyık olduğu mertebelere ulaşmak, istikâmet bulmak, çok mükafat kazanmak ve her türlü belâlardan iki cihanda da...

Haberin Tarihi: 14 Aralık 2013 - Okunma Sayısı:646 defa okundu.

Sabır dört çeşittir: Biri, İtaatte sabırdır. Biri, kötülükleri terketmekte sabırdır. Bir diğeri, dünyanın lüzumuz uğraşlarından sabırdır. Öbürü de, şiddet ve belâlara karşı sabırdır. İşte, bu dört yerden sabrın acılığına ta­hammül eden kişi pekçok faydalar kazanır ki, onlar da: itaat, lâyık olduğu mertebelere ulaşmak, istikâmet bulmak, çok mükafat kazanmak ve her türlü belâlardan iki cihanda da kurtulmuş olmaktır. Sonra, dünya istekleri­nin meşguliyet haliyle ve zorluklarla belâya uğramadan kalblerinin büs­bütün uzaklaşması ve rahata kavuşmasıdır. Şu hâlde, sabırla beraber; İtaat ve onun üstün mertebeleri, huzur ve yüksek kıymetleri, İlâhî dostluk ve pek çok faydalar elde edilir. Sabırlı olan kimse, kazanın şiddet ve kah­rından, panik, telâş ve kavgadan dünya meşakkati ve âhiret azabından, nefsin boş isteklerinden, düşmanın sövgülerinden, kısaca bin türlü belâ­dan kurtuluş yolu bulur ve muradına kavuşur. İki cihan saadetini de kaza­narak rızâ makamına yükselir. Sabra gücü yetmeyip de panik ve telâşa kapılan kimse de, her menfaatdan yoksun ve her zarardan mahzun olup kendi başına kalır. Zira, huzura giden yoldan gafil olmuştur. Böyle kimse, ya kötülüklere karşı sabredemeyip onları işlemekle ebedî bir kayba mah­kûm olur, ya dünyanın lüzumsuz meşguliyetlerine karşı sabır göstereme-yip belâsını bulur, ya da başına gelen felâketlere karşı panik ve telâşa düşerek sabrın kazandıracağı üstünlüklerden mahrum olur kalır. Çoğu kez, aşırı telâşla sabrın avantajı da elden gider ki, böylece, bir belâ iki oluverir: Biri, istenmeyen bir sonucun oluşması, diğeri de sabrın elden çıkmasıdır. Nitekim şöyle denildi: Felâket anında sabır gösterememek o felâketten daha büyük bir felâkettir. Öyleyse, aşırı telâşta ne fayda var ki, eldeki kazancı siler süpürür ve kaybolup gideni de sana getiremez? Bari, aşırı telâş ve panik gösterme ki, senden bir şey kaybolursa diğeri de kay­bolmasın.

Meseleyi toplayacak söz şudur: Hz. Ali (K.V.), yakın vefat eden birine başsağlığına gider ve ona şöyle der: «Eğer sabdersen, sana sunulan kıymetlerden pay alır ve tasarruf sahibi olursun, fakat eğer saçını başını yolar ağlayıp sızlanırsan bu kıymetlerin ancak memuru olursun. Zira hep yapıp eden yalnızca O yaratıcıdır. Âlemde geçerli olan O’nun takdîri ve kazasıdır. Vakti geldiği zaman O’nun hükümleri herkese ulaşacaktır.» Öyleyse, anlamsız bir takım tedbirlerle telâşlanıp, yakınıp dövünen sağlık ve afiyetten mahrum olur. İşi Allah’a ısmarlayıp yalnızca O’na güvenip dayanmak, sabırlı olup tahammül etmek, ariflerin kazancıdır. Zira bütün bunlar marifet eserleridir.

Bir Yorum Yazın